Sayfayı Paylaş

“kendimden nefret ettim”… bir kızılderili atasözü

“Kendimden nefret ettim” diyebilmeli insan. İyi bir “ şey” bu. Nefret edebilmek kendinden. “Farkına varmak” manasına gelen bir eylem. Peşisıra da “sorgulama” gelmeli. Normal bir insan için tabii. Kendini bilmek demek. Nefretini sorguladığında da muhtemelen, bir daha o sende nefret uyandıran eyleme teşebbüs etmemek gelir ki, terakkidir bir çeşit. Hem kendin, hem de alışveriş halinde olduğun “insanlık” adına.

Kendinden nefret etmek iyi gelir. Sonuçlarında, bazı bazı kendini korursun dışarıya, bazen dışarıyı sokmamayı öğrenirsin içine. ” Burun sokmamayı” öğrenirsin mesela. (Öğrendim demeye bayılıyorum(!) Aslında bi bok öğrendiğimiz yok. Öylesi romanlarda oluyor. Çatır çatır devam ediyoruz. Israrlıyoruz yine. Mililitrelerle azalıyor içine işleyen. Öyle sürahiyi lök diye boşaltamıyorsun deliğe. Yani“Burun sokmak” ziyadesiyle irdelendiğinde aslında öyle bir çırpı balkondan silkeleyip atacağın bi toz kümen değil. Yağlı kara bir illetidir bu her insan evladının. Inınınınnnn…

Evli arkadaşlarının ilişkisine burnunu sokarsın, anneanne/ dede burun sokmaları vardır en mühimi. İş hayatında hele burnunu soktuğun delikten çıkaramazsın. Elinin hamuruyla sokarsın, matkabının tozuyla sokarsın. Sokarsın da sokarsın. Elinde olmaz. Ve bu “elinde olmamak” da  kurtlar vadisi babasından da BABA bir “özür”dür.

Burun sokmanın altında yatan aslan da “ben senden daha tecrübeliyim/ bilgiliyim/ görgülüyüm/ sen giderken ben dönüyodum” aslanıdır. Daimi kükrer bünyede.

Diyeti de bi o kadar okkalı. Bazen işler burnunuzun değemeyeceği kadar derindedir. Soktum zannetiğin delik yanlış deliktir. Burnun kopuverir. Kopartıverirler burnunu.

Diyelim, her burnunu soktuğun zamanlarda “kendinden nefret et” ki mililitreler işlemeye başlasın. Azalarak artsın kişiliğinin okkası. Bi’ çeşit.

Yakın zamanda gerçekleşen bi hadise bu. ( malzeme bolluğundan da yazamaz insan…hangi birine yetişeyim telaşından)

“Hadise”miz şu. En dombul baldırlısından. Mevzuların en cıssss’ı: Boşanmış bir çiftin, hele bu çiftin bir tanesinin yeniden evlendiğini düşünün…evet bu boşanmış çiftin ( ki çift olma özelliklerini yedi-sekiz sene evvel bitirmişler) işlerine BURUN SOKMAK.

Aslında aralarında “iş” de yok bu ex çiftin. Mevzu: “İş varmış” gibi yaratılması mevzuu.

Olayda, Burun Sokan kimliğini gizli tutuyor. Ki bu süreçte yaptığı “en akıllı(!)” hareket.

Evvel zaman içinde bile değil, daha üç gün öncesindeki bir düğünde ex çiftin kadın olanı  bir fotoğraf çektirir. Bu fotoya ortak bir de açık alınlı göbişli, gözlüklü bir bey vardır. Fotonun tamamından anlaşıldığı üzre de kadın bu sevimli kişiye tamamen “ akraba sevecenliği” ile sarılmış ve kendini pozlatmıştır. Fakak kadın öyle şahane ve şahane çıkmıştır ki bu fotoda, görüntünün kendi kellesi hariç bölümü kırpmak suretiyle bizimle paylaşmıştır. O akraba beyefendinin ise kısmi saç ve gözlük sapı ayrıntıları ne yazık ki yeterince kırpılamamış şahane kadının pozunun içine salçalanmıştır.

Ertesi günü kadınımız, ex eşinden (erkekolanından) bir acı telefon şeysi alır. Telefondaki sorgu hakimi şunu demektedir: “Sen bizim yıllar önceki fotomuzu neden oralara buralara koymaktasın?”.

Zira ex çiftin erkek olanı, hali hazırda başka bir bayanla evlidir. E tabii haklı olarak yeni gelin bu duruma bir soru işareti koymuş ve işaretin sözlük manasını merak içinde beklemektedir.

Ex çiftin kadını “nasıl yani??” ler bir müddet. Duruma açıklık getirmek için hırpalanma turlarına çıkar.

Ex çiftin erkek olanı ( büyük ihtimal ex çiftin kadın olanının fotolarını görememekte) tamamen olaya BURNUNU SOKAN bir dedektifin yeminli ifadesine göre celallenmektedir.

Dedektif, profildeki fotonun içine giren alın parçası ve gözlük sapını ex çiftin erkek olanını andırdığını varsayımlayarak, yıllar önceki!!! ( hali hazırda evliyken bu çift) bir fotoğrafı ex kadının oraya zamklattığının üzerine el başmıştır. Oysa fotoğraf daha üç gün önce bir akraba düğünlemesinde sabitlenmiştir. Bu arada ex kadınımızı (rakamla) 8 yaş birden gençleştiren bu Şarlok Holms’ümüzü alın parçasından ve varsa eğer gözlük sapından öpüyoruz.

Bu işte… bir sorun dalgası. Belki geldi, geçti. Ama neden ex kadın bunu yaşasın, ex adamın tansiyonu fırlasın, yeni gelin hüzünlensin durup dururken, güzelim bir ağustos günü?

Burun sokan kadın mı, erkek mi bilinmiyor. O fotoğrafı görüp ortalığı ayağa kaldıran, onu bunu telefonlayan, mesajlayan…

Kendinden nefret etmesini istiyoruz sadece biz bu Mak Gayvır’ın.
İçindeki aslanın “ürkerek kükremesi” zamanı gelmiş de geçiyor-muş. Kuşlar söyledi.

Kuşlar “söyler.”


- - -
Posted on by tuva

This entry was posted in Kişisel. Bookmark the permalink.

Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>